şapil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şapil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2014 Pazartesi

yaşam ellerinizde



HAytap kuruluşunun sevdiğim güzel bir sözü var''YAŞAM ELERİNİZDE''





bu sıralar bol kepçeden,teknolojinin gözünü severim diyorum,evrensel iletişimle,insanlar birbirine kolayca ulaşabiliyor,kolayca iş görüşmelerini,iş faaliyetlerini yapıveriyor,kolayca ilgi alanlarına ulaşıyor,
İnsanlar kolayca bir sosyal sorumluluk projesi başlatıp,insanlarla paylaşımda bulunabiliyor,yaşasınnnn

örnek, @koycelebritysi instagram hesabında başlatılan bir sosyal sorumluluk projesiydi,geliri hayvanların tedavisinden kullanılmak üzere,hobisi olan succulentlerin paylaşımı,#hayatsuccoda etiketiyle
instagram hesabı üzerinden duyuruldu

harika bir fikirdi bence,Sira ve ben,emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunarız



Sira,sokakta besleme yapılan bir alanda yaşıyordu,onu gördüğümde,artık başka bir hayvanın yaşamına destek verebileceğimi düşündüm,ŞApilin acısını yaşayıp,acısını özümseyip kendime katmıştım,başka bi canla yoldaşlık yapmaya hazırdım,ve yola çıktık bakalım:)

DOĞAdaki hayvanlara destek olabilmemiz için bir sürü yol var,

''YAŞAM ELLERİNİZDE''




8 Ekim 2013 Salı

Rüya Şapil



Bugün sen benim Rüya Şapilimdin,

Doğumgünümde gerçekleşecek bir dilek hakkım olsaydı,bi an düşünmeden Şapil diycektim,kalbinin atışını,nefesini yine hissedecektim,ama bir dilek hakkım olmadı
                                  demiştim

bugün yine bir fırlamalık yaptın,rüyama girdin ansızın

yanıma geldin sanki,kalbini  hissetmek için dokundum sanki,hemen gittin sanki,
hem de hiç sevmediğin banyoya,beni bırakıp,kabine gidip oturdun,ölece bakakaldım,,,


Sensizliğe ağlamaya alışmışken,Sensizliğe alışamamışken

              Sen yoksun diye kestirdiğim saçlar geri gelirken,Sen Geri gelmezken


                         Seni rüyalarımdan Çıkarıp geri getiremezken


                                  Büyümek Ne garip şey ŞAPİL






27 Temmuz 2013 Cumartesi

Almanya Sarı Yol




Almanya'ya bir yerlerden başlamam lazım,biliyorum,Almanya'ya ne çok hayranlık duydum,Almanya'yı ne çok konuştum,Almanya'yı ne çok takdir ettim,Aslında,

Almanya'ya gideceğim haberine sevincim yarıda kalmıştı, Şapil yüzünden,Almanya'ya gideceğimi duyduğumda, dönem Şapil için biraz kritikti,kızgınlık döneminde olacaktı ve ben onu yine bahçeye bırakacaktım,ilk gebeliğinden sonra planladığım kısırlaştırmayı yaptırcaktım,bu sefer iyileşme süresi uzarsa burada ben olmazsam diye,bir sürü düşüncelerdeyken,veterinerle görüşüp aşılarıydı,ameliyatıydı plan yaparken,Şapilim son kez ona sarılamadan elvada dedi,4 ay oldu,hala ara ara içimden çığlıklar atıyorum,

Almanya'ya iki haftalığına gittim,hem çok güzeldi,hem çok salya sümük,Almanya'ya gitmeden bütün işlerimi halletmem gerektiği için bazı zamanlar kendimi tutmam gerekti,tuttuğum acıların patlamasını yaşadım Almanya'da,Almanya'da her yerde can dost köpekler var,parkta,yolda,trende,en çok ağladığım yerlerden biri trenlerdi,Almanya'da insanlar trende ayrılan bazı bölümlere köpekleriyle binebiliyorlar,hatta bi kadına bizim ülkemizde köpeklerle trene binemediğimizi söyledim,bi fotoğraf çekebilmek için izin aldım,sonra o hiç tanımadığım kadına Şapilimin öldüğünü,Almanya'da tatilde olmama rağmen,tatilde olamadığımı anlattım çat pat,koca oğlan yanıma geldi,koca gözleriyle bana baktı,kulaklarının arkasını,yüzünü sevdim,Şapile selamımı iletmesini aklımdan geçirdim,bide kadının karşısında ağladım,tam oldu,deli bu kadın demiştir:))

Almanya Gri olabilirdi ama Sarıydı benim için,Güneşten,Ayrılıktan,Özlemden

daha önce bi yazı paylaşmıştım,içimdeki sarı rengin bu kadar haykırdığını duymamıştım diye,
                                                                                                                    Sanırsam Şapilmiş

Çıktığınız yol Bazen Sapsarıdır,Ayrılıktır,Özlemdir







umarım Sizin kocaman güzel zamanlarınız olur,Hoşça Kalın



13 Temmuz 2013 Cumartesi

duymadı,bekledim,gelmedi



yazdıklarımı okuyan birileri var mı bilmiyorum,ama,sizle daha faydalı olabilecek şeyler paylaşmam gerektiğini biliyorum,farkındayım,ama,yapamıyorum

bi proje için gittiğim AlmanyA mesela,bi proje için gittiğim Almanya dan dönüşümde gerçekleştirmeye çalıştığım Bİsiklet projemden mesela;bir aya yakındır işe  bisikletle gittiğimden;Almanya dan geldikten sonra Bez Çanta kullandığımdan

ama yapamıyorum;şapilimi  özlüyorum

geçenlerde kendimi zorladım, merdivenleri çıktım,sesimi duymadı,duyardı,camın önüne oturdum,bekledim,gelmedi,uyusada Duyardı,Gelirdi, Şapil

10 Mayıs 2013 Cuma

hani bana arada yaz demiştin ya




hani bana arada yaz demiştin ya,arada yazmadıklarımı yazayım sana istedim,bi arkadaş

o öldüğünden beri her gün belirsiz aralıklarla ağlıyorum,hani ne kadar sevdiğimi bildiğin siyah zeytini    ağzıma bile alamıyorum,hiç giymediğim kadar siyah giyiniyorum,makyaj yapmıyorum,hiç olmadığı kadar müzikten uzağım,doğan güneşli günler fazlaca parlak geliyor,öten kuşları dinleyemiyorum,havlayan köpekleri duymamaya çalışıyorum,evin ikinci katına çıkamıyorum,mezarına gidemiyorum,yakınından bile geçemiyorum,

dolmuştayken üstümde ısrarla gezinen kocaman siyah karıncayı iki kere yere bırakmama rağmen poşetim de eve gelmesiyle o nun yeniden bir karınca olarak doğmuş olabilirliğini düşünebiliyorum,

yeni tanışıp kıpraştığım gri ülke Almanya'ya kaçıp yollarda kaybolmayı düşünüyorum,

bunların hiç birinden haberin olmadı,canımın en çok acıdığı zamanda yanımda olmadın,ama hiç zoruma gitmedi hiç alınmadım,

bu arada dostluğun ne olduğunu öğreten can dost oldu,Dost,sadece iyi gün değilmiş,her gün belirsiz aralıklarla ağladığın,yüreğinin en acıdığı,ruhunun siyah kırmızı olduğu zamanlarda,göz olan dil olan kulak olan omuz olan yürek olabilenmiş,öğrendim,

kendimle ilgili,insanlarla ilgili o kadar çok şeye alıştım ki,

                           ama onun ölümüne,bu acıya alışamıyorum,

hep yarım kalmaya alışmıştım sanki ama bu yarım kalışa alışamıyorum,

bugün şapilimin aşı zamanının geldiğini hatırlatmak için veterinerimiz aradı,Dağıttı beni,,,


bi arkadaş, bunlardan haberin var mıydı,,,




Gökyüzü,toprağıma döktüğün gözyaşların,yüreğime attığın ateşini söndürmeyecek,
                                        toprağımı tekrardan yeşertmeyecek,,,


Gök, bunların hepsinden  haberin var demi,,,
                                                           













30 Mart 2013 Cumartesi

şapilim





bu resme bakarken ne hayaller kurmuştum,şapilim fosur fosur rüyalarda ben hayallerdeydim,yanımda öylece yatıyordu,

aklına yolları ben mi düşürdüm şapilim,yolları göstermese miydim sana,

bu kadar  sevmese miydim seni,bu kadar sevdim diye mi oldu diyorum,pazar günü eve tekrar getirecektim niye getirmedim de pazartesi bunlar başına geldi diyorum,bebek şapidiklerinin  büyümesini beklemeseydim diyorum,bağlanmana izin mi verseydim diyorum,o yollara niye çıktı ki diyorum,şapilim o sürücünün frene basmasını hak ediyordu diyorum,bana hemen haber vermeliydiler diyorum,belki o an yaşam için bir şansın vardı diyorum,

hiç olmadığı kadar  seydimli saydımlı biten cümleler kuruyorum,hepsi yüreğimde beynimde asılı kalan,

kısacık iki sene yaşama paylaşma şansı oldu şapilimin diyorum,ne çok şey paylaştık,ne çok şeyi paylaşmayı hayal ettim diyorum,böle isteyerek hayal ettim diye mi oldu diyorum,

kalbim öle acıyo ki şapilim,nefesimle beraber boğazımdan dışarı çıkası var, ayaklarımı bacaklarımı kollarımı ısırıp acıttığın kanattığın günlerin acısına benzemiyor şapilim,şimdi olsan yine en sevdiğim giysilerimi parçalasan,her yerimi acıtsan,evin kalan yerlerini ısırıp parçalasan diyorum,cam kapıya patilerini çoşkuyla çarpışını duyabilsem diyorum,sabahın köründe yakala getir oynayabilsek diyorum,yanımdayken  kitap okuyabilsem diyorum,ev sevdiğin ödül kemiklerini kemirişini görebilsem diyorum,dondurmanı yalayışının keyfini çıkarabilsem diyorum,Ada'ya hadi şapile gidelim
diyebileyim diyorum,Ada nın çoraplarını çaktırmadan çıkarıp alsan emziklerini parçalasan diyorum,arabayla yolculuklarımızda pencereden kafayı çıkarıp havayı içine çekişini görebilsem diyorum,

yürüdüğüm yollarda,bindiğim arabada senin hayalin var şapilim,ben sen olmadan çok geçmiştim o yollardan,sen olmadan çok binmiştim o arabalara,ama şimdi bi başka şapilim,hayatımda ilk defa yola nasıl devam edeceğimi bulamıyorum,belki bulmak istemiyorum,

bu resimde beraber uzun yollara çıkacaktık diyorum şapilim,benim haylaz ama akıllı şapilim,küçücük şapilim evlere sığmadı,koca bahçeye sığmadı,bu dünyaya sığmadı diyorum,yoluma çıkışın plansız aniden oldu,yolumdan çıkışında plansız ani oldu şapilim diyorum,

bu resmi hiç çekmeseydim mi diyorum,yolda seni böyle uzanırken görmeseydim şapilim,şapilim ağzını kulağının arkasını göbeğini sen yolda böyle uzanırken son kez sevmeseydim şapilim,tasmanı senden çıkarıp almasaydım,

yol arkadaşlığımız çabuk bitmeseydi şapilim,

dün gece yolda uzun uzun havlayan bir köpeği duydum,ki sen pek havlamazdın,yataktan fırladım,camlara koştum,uzun uzun bekledim onu,görmeye çalıştım,belki sen gelmişsindir diyordum Şapilim,,,


Eğer bir gün bu dünyadan gidersem,sana gelişim gb olsun,

                      oraya  yollardan kornalar çalarak geleyim,şapilim koşarak yanıma gelsin,,,








30 Kasım 2012 Cuma

spagetti isteyen can



iddia ediyorum,rejim olayı Türk bünyesine,alışkanlıklarına,yaşama şekline,yaşam lezzetlerine ters,,,

kilo vermek için spor salonlarına giden naciz vücudum,iflah olmaz,dur durak tanımayan,istedikçe daha çok almasını bilen geniş midemin parmağında fır fır döndürülüyor,spora başlayıp iki haftada iki kilo alıyor,spordan sonra muhteşem K lı pastayı yiyebilmek için,spora bisikletle gidip,muhteşem K lı malzemeleri bulmak için nefesten kesilene kadar dükkan dükkan pedal sallıyor,yeni yerleri gezerken,yeni lezzetleri tatmadan geçip gidilmesin diye adımlarına kara sullar iniyor,reklamları seyrederken tepside fosurdayan simitleri,soslu spagettileri görüyor,aklı fikri ruhu ızdırap çekiyor:)

nihayet spagetti yapıp aklım  fikrim midem huzura erecekti,,,






tam işte ruhum huzura erecektiki,kısa süreliğine ayrı kalmamız gereken Şapilim aklıma geldi,sonrası da çorap söküğü gb ilerledi:)Şapil bir süredir bahçe evimizde yaşıyor,her gün çok özlüyorum,buluşma vakitlerimiz bana yetmiyor:)evde küçük değişiklikler yapıp tekrar getircektim,bizim kız özgür ruhu ve iradesiyle,yeni yerleri keşfederken,yeni erkeklerle tanışıp,fazlaca anlaşmış,şimdi koca göbeği bir oraya bir buraya devirip duruyor:)




sonra insanların hayvanları kısırlaştırmayla ilgili paylaşımları aklıma geldi,keneler insanları ısırıp ölümcül virüsler bulaştırmasın diye,keneler üzerinde yapılan kısırlaştırma projesini hatırladım,bana da Şapili kısırlaştırmam  gerektiğini söyleyenler oldu,aklımı karıştıran yazılar da okudum,ama bunu yapmadım belki de yapamadım,kısırlaştırmayı savunan bir sürü insan olduğunu biliyorum,tamamen haklı gerekçeleri olduğunu da biliyorum,
sokaktaki canlar benim de içimi acıtıyor,hiçbirine yemeğe,sevgiye muhtaç bir yaşam layık görmüyorum,

ama
onlar bizim için yaşamıyorlar,bizim isteklerimiz,dileklerimiz için dünyaya gelmediler,gelmiyorlar,,,

izlediğim belgesellerden,okuduğum kitaplardan anladığım,evrendeki her canlının yegane amacı üremek,
üremek için besleniyor,üremek için çalışıyor,çabalıyor,savaşıyor,üremek için ölüyor,
biz bütün isteklerimizle,iyi dileklerimizle onların hayatına ne kadar müdahale etmeliyiz???
insanların arzuları neticesinde hayvanların türlerini değiştiriyoruz,türleri çeşitlendiriyoruz,boylarına,tüy yapılarına,karakter yapılarına göre alternatiflerimizi arttırıyoruz,en yeni köpek ırklarından biri olan Dogo Argentino canları için 9 köpek ırkını harmanlıyoruz,doğanın vahşi kedileriyle seçilen evcil kedileri çiftleştirip ortaya karışık canlar koyuyoruz.
insanların arzuları neticesinde bitki türlerini değiştiriyoruz,türleri çeşitlendiriyoruz,boyutlarına,renklerine,çekirdeklerine,güzelliğine,lezzetlerine,keyif vericiliğine,uyarıcılığına müdahale edip arzulamızı tatmin ediyoruz.
pekiiii

''bir elmanın sizi kullandığını düşündünüz mü hiç?''

bu kitap idefix önerilerinden biriydi,iyi ki sepetime eklemişim,iyi ki bana katmışım,bu kitap elma,lale,kenevir ve patatesin ve onların kaderlerini bizimkine bağlayan insani arzuların hikayesini anlatıyor,sizi ters köşe ediyor,bitkilere,arılara,zararlılara bir başka gözle bakmaya davet ediyor,
...''Biçimi ve kokusu sayısız nesiller boyunca arılar tarafından seçilmiş olan elma çiçeği gb,patatesin de boyutu ve tadı,sayısız nesiller boyunca bizim tarafımızdan seçilmiştir.Arıların da insanların da seçim kriterleri vardır:arı açısından simetri ve tatlılık;patates yiyen insan açısından da ağırlık ve besin değeri.Birimizin,zaman zaman arzularının farkında olacak şekilde evrilmiş oluşu,bu düzenlemede rol alan çiçek ya da patates açısından fark etmez.Bu bitkilerin önem verdiği tek şey,her varlığın en temel genetik düzeyde önem verdiği şeydir:kensinin daha çok kopyasını çıkarmak.Bu bitkiler deneme yanılma yöntemiyle bunu yapmanın en iyi yolunun hayvanları arı ya da insan,fark etmez.genlerini yaymaya ikna etmek olduğunu öğrenmiştir.Nasıl mı?Hayvanların bilinçli olan ya da olmayan arzularıyla oynayarak.Bunu yapmayı en etkin biçimde başaran çiçekler ya da patatesler,daha verimli olan ve daha fazla çoğalanlardır.''....
kitap dört arzunun,dört bitkinin kaderiyle bağlantısını anlatıyor,elmanın hikayesinde geniş anlamıyla tanımlanan tatlılık;laleninkinde güzellik;kenevirinkinde sarhoşluk ve patatesin hikayesinde de kontrol,
Arzular gereği daha parlak,biçimli,lezzetli,verimli patates kızartmaları  üretebilmek için genetiğiyle ne boyutlarda oynandığından haberdar ediyor,kusursuzluğunu bozmasın diye üstündeki böceği öldüren genetiğiyle oynanmış patateslerle,bu patatesleri üreten çiftçilerin tarlaya kimyasal bıraktıkları dönemde tarlaya asla girmedikleri bilgisiyle beni şaşırtıyor,

biz evrendeki canlılara ne kadar müdahale etmeliyiz?birbirimizin arzularını ne kadar tatmin etmeliyiz???



güzel elma,tatlı elma birbirimizi kullanmayı,evrende varolmamızı kabul ediyorum:)

afiyetler olsun;) 

14 Mart 2012 Çarşamba

köpek eğitiminde ceza-biberiye yağı

benim küçüğüm akıllı agresifim ilk aylardan ne kadar zorlu bir kız olacağını göstermişti.

şapilimin merhabası ufak ısırıklardır.işten gelme saatimi bilir,kapının ardında öle beklerdi,hoş beş biraz sevgi yumağı olur,5dk bile geçmeden direk ayaklarımı ısırır,kıyafetlerime atılır,hızını alamazsa bacaklarıma geçerdi.ben yokken yaptıklarıda cabası tabi:)

herşeyi bırakıp ona vakit ayırırken,şapilimle vakit geçirmek zulüme dönüşüyodu.ödüllü eğitime kolay cevap  veriyorlar sanırsam ki şapil 2 günde tuvalet,otur-bekle-yat eğitimini kabul etti.bizim için hayırlı eğitim feciydi hayır dedikçe,uzaklaştırdıkça daha çok sinirleniyodu,daha saldırgan oluyodu,sesimi yükseltmeyi sevmediğim için bağıramazdım,bağırdımda da bi bakış atıp devam ediyodu,kıyamadığımdan poposuna bile vurmuşluğum sayılıdır,burnuna dokunuş taktikleride sivrisinek saz mevzusuydu onun için:)arkamı döner otururdum dolanır ısırmaya devam ederdi:)))elimden hiçbişey gelmediği için yanında ağlayarak oturup kaldığım zamanlarda bile hiç umursamaz,ısırmaya devam ederdi:((tesadüfi olarak oyuncak silah sesinin etkisini keşfettim fakat pek kısa sürdü etkisi,onu da keşfetti,tınlamaz oldu.hergün dışarı gezmesine çıkarırdım,bi sinirle,kırgınlıkla gelirdik,şapilin seyir defterine uymadığımdan mıdır,yolda ki başka şeyleri yemesine izin vermediğim için midir,başka nedenle midir gözlemlemeye çalışmama rağmen cevap alamadığım bi nedenlerdir kafasına eser yürüyüşün ortasında ayağımı ısırmaya başlardı.
köpeğiyle yürüyüşe çıkarken yanına düdük alan benden başka biri var mıdır???onu da denedim ama fazla gürültü bi yöntem olduğu için sabahın erken saatlerinde ve ilerleyen saatlerde kullanmak biraz sıkıntı oldu.

Sonra,günlerden bir gün evcil hayvan dükkanında beyaz kemik mamalarından gördüm ve aldım.Ne güzel bi keşifti benim için:)şapil hiçbişeye saldırmadan sessiz sakin yanımda oturabildi,ısırmaması için sürekli elinden ağzından bişeyleri almak zorunda kalmadım, o sinirlenmedi,ben rahatladım.Sonra kemiğin bana sağladığı maximum 1 saat sonrasında şapil yine oraya buraya saldırmaya başıyodu,ama kesinlikle daha sakindi
.


 bunlar şapilin kafasındaki esintileri durdurmadı,esintiler devam ettikçe şapil estirirdi,bi esintide şapil parkelere kadar sürüklendi:)ordan sökmeye çalıştı ve o anda kafamda ampül yandı.

bu ampülün adı '' biberiye yağı''ydı.kesin başka bişey için almıştım ama nasipi kısmetinde şapile ceza olmak varmış:)parkeye yaklaşır yaklaşmaz biberiye yağı şişesini burnuna yaklaştırdım, ve mucizeee gerçekleşti!!! şapil sinirlenmeden uzağa kaçtı:)))yan yan bakarak bir kaç kes daha denedi, aynı şeyi yaptım.biberiye yağının bir kısmınıda sulandırdım,boş bi sprey şişesine boşalttım, sulandırdığım yağı yaklaşmasını istemediğim parke üstüne sıktım,bazen de ona dogru sıktım veya sıkar gb yaptım,biraz uzak mesafa sıkmaya gayret gösterdim ve sonuç hiç başarmadığımız kadar güzeldi.

Sinirlenmedi,Isırmadı,Yapmaması gerektiğini anladı,Yapmadı...

köpeğiniz ilk eve geldiğinde ayağınızı ısırmaya başladıysa muhakkak ayağınıza bu yağlardan sürmenizi tavsiye ederim.zarar vermek istemediğiniz Mobilyaların bir kısmınada sulandırıp sıkabilirsiniz,VeYAA girmesini istemediğiniz bi oda varsa(mutfak vs.) kapı sınırına bundan sıkabilirsiniz,sinir stres yapmadan, işten gelip onla beraber olacağınız saatleri hergün yeni taktiklerle,hayırı öğrenmesi için çalışma yapmadan sessiz sedasız daha güzel geçirebilirsiniz,Şapil 9 aylıktı biberiye yağını keşfettiğimde,daha önce keşfetmeyi çok isterdim.vakit kaybetmeden deneyin,farkını göreceksiniz.

Umarım köpek dostunuzla çok zor durumda değilsinizdir,eğer öyleysenizde biberiye yağının  her derdinize deva olmasını dilerim.

(Özellikle çok havlayan köpeklere kullanılan şoklu tasmalara karşı büyük bir alternatif olmasını dilerim)